Tags

Related Posts

Share This

Esenlik

Eliz: Bende kapalı yerde kalma korkusu var! Başka şeyler düşünmem gerekiyor…

Demet: İlahileri kaçırıyoruz, toplantının en sevdiğim kısmıydı o! Nasıl kutsanabilirim ki bu asansörde kapalı kaldım?

Can: İsa bize Kendi esenliğini verdi? Ama sende sanki dünyanın esenliği var.

Demet: Nasıl yani?

Can: Sende gelip geçici bir esenlik var; bir an var, bir an yok gibi.

Eliz: Ooo, Evet gitti! Kesinlikle gitti!

Can: Ahmet abinin geçen hafta söylediklerini hatırlıyor musunuz? Düşman kurtuluşumuzu bizden çalamaz, bu nedenle esenliğimizi ve sevincimizi yok etmek için elinden gelen her şeyi yapar.

Demet: Bunu anladım anlamasına da sanki bu durumla ilgili yapabilecek hiçbir şeyim yok.

Eliz: Maalesef yok, sadece dayan…

Can: Biz bu durumla ilgili dua ettik, değil mi…

Demet: Evet, ettik. Hatta sen, “Tanrım bu sorun ne kadar sürerse sürsün sana hamdederiz!” bile dedin.

Can: Bilirsiniz, eğer sıkıntılarımız olmasaydı esenliğe de ihtiyacımız olmazdı. Gerçek esenlik sıkıntılar ortasında bile yok olmayandır.

Eliz: Kesinlikle ondan biraz lazım bana..

Demet: Ama gelmesi çok uzun sürüyor! Sanki içerideki hava giderek azalıyor. Tanrı’nın burada bu kadar uzun kalmamızı istemediğinden eminim.

Can: Görüldüğü gibi biraz istiyor. Tanrı’dan daha iyi bildiğinizi sanıyorsunuz, bu yüzden de korkuya kapılıyorsunuz. 

Demet: (Kısa bir sessizlikten sonra) Haklısın ama bunun üstesinden gelemiyorum! Bu bana çocukken kaybolduğum bir anı hatırlattı. Kalabalıkta babamın elini bırakmıştım ve kayboldum. Çok paniklediğimi ve korktuğumu hatırlıyorum.

Can: Belki biraz sessiz kalıp dinlesek.

Demet: Neyi dinleyecekmişiz? İşçileri mi?

Attachments

Sayfa: 1 2 3