Kayıp May04

Tags

Related Posts

Share This

Kayıp

Kayıp

Okuyucu 1: Tecrit, yalnızlık, özlem. Bu dünyada en yakınımızdakilerin bile bizi yanlış anladığını hissetmek çok kolay. Bir şeyleri başaramadığımızda bile değerli olduğumuzu hissetmek istiyoruz. Bütün her şeyimizle bilinmek ve kabul görmek istiyoruz. Bizi yaratan Tanrı’yla bir olmak istiyoruz.

Okuyucu 2: Her kalpten şöyle bir yakarış yükseliyor: “Kayboldum. Beni kim bulacak?”

Okuyucu 3: Kutsal Kitap bize, İsa’nın yeryüzündeyken sadece iyi ve saygın görülen kişilerle değil, her türlü insanla zaman geçirdiğini anlatır. Ferisiler ve din görevlileri bunu fark etmişler ve bundan hoşlanmamışlardı.

Okuyucu 4: Şöyle şeyler söyleyerek İsa’yı eleştirdiler: “Günahkarlarla vakit geçiriyor; onlarla yemek yiyor. Onlara eski dostlarıymış gibi davranıyor!”

Okuyucu 5: Bu eleştirilerine cevap olarak İsa onlara dedi ki: “Diyelim ki birinizin yüz koyunu var ve bunlardan biri kayboldu. Doksan dokuzunu bozkırda bırakıp bulana kadar kaybolanı aramaz mısınız?

Okuyucu 6: Bulunca sevinç içinde eve dönmez misiniz? Arkadaşlarınızı, komşularınızı çağırıp onlara ‘benimle birlikte sevinin! Kayıp koyunumu buldum!’ demez misiniz?

Okuyucu 7: İnanın ki gökte, kurtulan bir günahkâr için, kurtarılmaya ihtiyacı olmadığını düşünen doksan dokuz kişi için duyulandan daha çok sevinç duyulur.

Okuyucu 8: Ya da on gümüş parası olan bir kadın bunlardan birini kaybetse, bir kandil yakıp evi süpürerek onu bulana kadar her yeri köşe bucak aramaz mı?

Okuyucu 9: Bulunca da arkadaşlarını, komşularını çağırıp ‘benimle birlikte sevinin! Kaybettiğim parayı buldum!’ demez mi?

Okuyucu 10: İnanın ki Tanrı’nın melekleri de her kayıp ruh Tanrı’ya döndüğünde öyle sevinir.”

Okuyucu 11: İsa devam etti. Dedi ki: “Bir zamanlar iki oğlu olan bir adam varmış. Küçük olan babasına demiş ki: ‘Baba, mirasımı şimdi istiyorum! Babası mirası oğulları arasında paylaştırıp küçük olana payını vermiş. Oğlu bunu alıp babasının evinden ayrılmış.

Okuyucu 12: Disiplinsiz ve savurgan bir şekilde elindeki her şeyi çarçur etmiş. Bir süre sonra evsiz kalmış ve elindeki her şeyi tüketmiş. Kendi kendine düşünmüş: ‘Burada açlıktan ölüyorum!

Okuyucu 13: Babama gidip ona şöyle diyeyim: ‘Baba, Tanrı’ya karşı günah işledim. Sana karşı günah işledim. Oğlun olarak anılmaya layık değilim. Ama beni uşağın olarak yeniden kabul et.’

Okuyucu 14: Oğul eve dönmüş. Ama daha eve varmadan babası uzaktan onu görmüş ve acımış. Yüreği merhametle dolmuş. Oğluna koşmuş, kollarını açıp sarılmış ve onu öpmüş.

Okuyucu 15: Oğlu demiş ki: ‘Baba, Tanrı’ya ve sana karşı günah işledim. Artık oğlun olarak anılmaya layık değilim.’

Okuyucu 16: Ama babası onu dinlememiş. Uşaklarını çağırmış ve onlara şöyle demiş: ‘Çabuk, temiz giysiler getirip onu giydirin. Aile yüzüğünü parmağına geçirin. Ayaklarına çarık giydirin.’

Okuyucu 17: ‘Yiyelim, eğlenelim! Oğlum ölmüştü ama hayata döndü. Kaybolmuştu ama bulundu.’ Böylece büyük bir eğlence hazırlığı yapmaya başlamışlar.’”

Okuyucu 18: Kaybolmakla ilgili en kötü şey, kimse sizi aramıyormuş gibi hissetmektir. İsa bize bu benzetmelerle, kaybolduğumuzda Tanrı’nın bizi aradığını anlatır. Tövbe etmeye başladığımız anda hemen kollarıyla bizi sarar ve ‘eve hoş geldin’ der. Hem de uşağı olarak değil, çocuğu olarak.

Okuyucu 19: Dünya şimdiki gibi karışıklık içinde olduğu zaman, buranın evimiz olmadığını daha güçlü bir şekilde hatırlarız.

Okuyucu 20: İsa dedi ki: “Beş serçe iki meteliğe satılmıyor mu? Ama bunlardan bir teki bile Tanrı katında unutulmuş değildir. Nitekim başınızdaki bütün saçlar bile sayılıdır. Korkmayın, siz birçok serçeden daha değerlisiniz.”

Okuycu 21: İsa, koyunları için canını veren iyi çobandır. Kırık kalpleri iyileştirir ve yaraları sarar. Bize dostları olarak seslenir.

Okuyucu 22: İsa diyor ki: “İşte kapıda durmuş, kapıyı çalıyorum. Biri sesimi işitir ve kapıyı açarsa, onun yanına gireceğim; ben onunla, o da benimle, birlikte yemek yiyeceğiz.”.

Okuyucu 23: Bizi arayan bir Tanrı olduğun için teşekkürler Baba. Sesini duyduğumuzda tek yapmamız gereken sana dönmek ve seni çağırmak. O zaman tüm gökyüzü sevinir ve biz, sonunda eve döneriz!

**