Tags

Related Posts

Share This

Kelimeler

Lavin: Ee, olabilir. Dilara’yla Cem’i bulmaya çalış, hep beraber orda oluruz zaten. (Ayrılır)

Lavin: Tamam, öyle yaparım o zaman. (Dilara geçer sahneden) Aa meraba Dilara.

Dilara: (Durur) Meraba! Naber?

Veli: (Flört ederek) İyilik, sağlık. Çok güzel görünüyosun! (Dilara’ya taş uzatır)

Dilara: (Pohpohlanmış) Ay teşekkür ederim!

Veli: Lavin’i gördüm az önce. Beraber toplantıya gidiyomuşsunuz.

Dilara: Evet, muhtemelen.

Veli: Seni bulmaya çalışırım, belki yanyana oturabiliriz.

Dilara: Olabilir…

Veli: Seninle daha çok vakit geçirmek istiyorum! Görüşemiyoruz hiç!

Dilara: Doğru söylüyosun, tamam o zaman, güzel olur!

Veli: Tamamdır! Dört gözle bekliyorum (Hala flört etmekte…)

Dilara: Tamam, görüşürüz! (Mutlu, sahneden ayrılır)

Veli cep telefonunu çıkarıp kurcalamaya başlar. İsa gelir ve yanında durur. Veli sonunda farkeder.

Veli: Aa İsa sen miydin? Görmedim seni, kusura bakma.

İsa: Sana bi şey göstericem.

Veli: Neymiş o?

İsa: Geleceği. Baksana…

Dilara gelip tabureye oturur. Başından kan akmaktadır, Veli’nin verdiği taşı tutuyordur elinde.

Dilara: Veli sırf Lavin’e daha yakın olmak için bana iyi davranıyodu! Ne kadar utanç verici! (Taşı düşürür) Benden hoşlandığını sanmıştım bi de!

Lavin: (Gelip oturur. Kalbinin olduğu bölgede tişörtünde kan vardır. Bıçak elindedir) Cem’le buluştuğumu öğrenince, Veli hakkımda çok kötü iftiralar attı. (Kanlı bıçağı düşürür) İki paralık oldum! Arkadaşım sanmıştım üstelik!

Güney: (Perişan halde gelip oturur) Veli’nin anahtarla gelmediğine inanamıyorum. Kesin orda olcağını söyledi! (Bileti yırtarak) Boşa gitti o kadar uğraş, felaketti.

Attachments

Sayfa: 1 2 3