Tags

Related Posts

Share This

Şefkat

Serkan: Neden biliyor musun.

Serkan’ın Vicdanı: Korkuyorum çünkü. Önyargılısın.

Serkan: Bunlar ağır sözler!

Serkan’ın Vicdanı: Değişmek için son derece dürüst olmalısın.

Serkan: Beni ailem bu şekilde yetiştirdi! Ama onun gibi yetişmiş insanlarin içi kötüdür ve onlara güven olmaz!

Serkan’ın Vicdanı: Bu doğru olsa bile, hangi biliyorsun değil, Tanrı, kötü ve minnetsiz insanlara şefkatlidir. İsa’da bize aynı şekilde yapmamızı söylemiştir.

Serkan: Pekala, pekala! Keşke İsa’nın sözlerini uygulamak onları işitmek kadar kolay olsa! (Serkan ayağa kalkar ve İlyas’ın yanına oturur.)

Serkan: Merhaba

İlyas: (Ona bakar, elini uzatarak cep telefonunu çıkarır ve ona verir.) İşte.

Serkan: (Telefona bakakalır.) Bu benim cep telefonum!

İlyas: Biliyorum. Bunun için geldiğini sanmıştım.

Serkan’ın kafası karışmıştır.

İlyas: …bende olduğunu duydun ve almak için geldin.

Serkan: Bu çantamdan çalınmıştı! Bir saniye, sen benim telefonumu mu çaldın?

İlyas: Çalsam sana neden geri vereyim ki?

Serkan: O zaman sende ne işi var?

İlyas: (Sakin bir sesle) Telefonunu ben çalmadım. Ama kimin yaptığını biliyorum, ondan aldım.

Serkan: (Serkan bir süre onun yüzünü inceler.) Peki, gözün neden mor?

İlyas: Telefonunu geri alırken oldu.

Serkan: (Hala şüphelenmektedir) Ne zaman bana geri verecektin?

İlyas: Bir dahaki sefere seni gördüğümde. Seni toplantılarda görüyordum … imanlı toplantılarda. Ben de İsa’yı izliyorum. Hiç konuşmadık ama ben seni hatırlıyorum.

Serkan: İlginç. Seni bir yerlerde gördüğümü hatırlıyorum ama nereden bilemiyorum.

İlyas: Ben senin hatırlayacağın birisi değilim.

Attachments

Sayfa: 1 2 3